27 Kasım 2012 Salı

Stavanger-Norveç

Nüfusu 100.000'i aşan ender norveç şehirlerinden birisi stavanger.Bu da kendisini ülkenin en büyük 4.şehri yapiyor.Şehrin kurulduğu arazi geniş hakkaten *bize göre değil tabi*.

 Stavanger'in en önemli özelliği kuzey denizindeki petrolün ilk burada keşfedilmesi.Bundan ötürü ünlü bir petrol müzesi mevcut.Petrol bulunmadan önce şehir norveçin *ringa balığı başkenti* ünvanını taşiyomuş.
 Bunun dışında eski şehir ve şehrin tam ortasındaki park ve yapay gölde görülecekler arasında.Açıkçası daha önce şehrin tam ortasında yer alan hayvani büyüklükte bi göl görmemiştim ne yalan söyliyim.Norveçin en pahalı şehirleri arasında(daha ne kadar pahalı olabilir ki birader).

 Gezerken en büyük avantajımız geminin şehrin tam göbeğindeki *guest harbour*a demir atması oldu aslında.Buradan eski şehir 5 dakika,ara sokaklar vs.10 dakika falan sürüyor.Hava bide güneşli olunca,Stavanger'i sevdim.Şehrin tek sevmediğim tarafı mc donaldsta big mac menüye 15 dolar vermek oldu(evet,denemeyin bunu).Bide şehirde önemli sayıda ortadoğulu mevcut(bizimkilerde dahil).
 Şehir merhaba demeyi unutmadı bize:
 Liman bölgesinde ilk olarak şu dikkatimi çekti:
 Kendisi ne yapiyo orada bilmiyorum valla.

İlk olarak eski şehire gittik.Avrupanın en büyük tahtadan yapılma evlerini içeren bir mekan burası.200 küsür tane ev var.Hepsinde de oturan var.
 Evler 18 ve 19. yüzyıldan kalma.*gamle stavanger* deniyor buraya.Zaten isveççede eski şehire *gamla* deniliyodu,böylece dil benzerliğinden anlam çıkarması yaptık.

 Eski şehir inanılmaz tatlı bi yer:




 Favorim şurası:

 Eski şehirden sonra şehir meydanındaki pazara uğranabilir.Buradaki satıcıların alayı ortadoğulu,ona göre pazarlık yapılması elzem.
 Ama diğer şehirlerden daha farklı bişey satmiyolar açıkçası.




 Pazardan yukarı çıkınca Stavanger kilisesine variyosunuz.Giriş ücretli,gemi personeline beleş tabi.


 Kilisenin hemen arkasında daha öncede dediğim gibi şehrin simgesi olan park yer aliyo.*Breiavatnet* deniyor kendisine.Bizim kuğulupark tadında ama daha büyük biyer.


   Deniz analarıylada takılabilirsiniz gölde:

 Burası şehrin tam ortasında.İstenirse ara sokaklarda kaybolunabilir -ki kaçırmadım bu fırsatı-.Şöyle görüntüler ortaya çıktı:

  Ara sokaklar inanılmaz tatlı.
Buradan *valberget* adı verilen,eskiden şehir bekçisine ait olan bir kule gezilebilir.Tepeden fotograf çekilebilir.

  Bu kulenin bir tarihi var aslında ama unuttum gitti.Bekçiye aitmiş,kendisi şehri yangınlardan falan korurmuş,vs.Herifler onu bile paraya çeviriyo.

 Kuleden limana doğru inince petrol müzesine variyosunuz.Çok ilgimi çekmedi,tek bişey dışında:
  Herifler petrol sayesinde paranın dibine vuruyo.
Petrol müzesinde benim ilgimi çekmesede,ilginç çok şey var.Eskiden kullanılan aletler vs.

En ilgi çeken şey,petrol sayesinde devletin sürekli bütçe fazlası vermesi.Bu bütçe fazlasıda ülke nüfusuna eşit olarak bölünüyo ve insanlara ekstra para olarak geri dönüyo(yıllık 3000 euro mu ne).Bak bütçe fazlası diyorum,insanlara ekstra olarak veriliyo diyorum.Bize çok uzak şeyler gerçi bunlar.

 Stavanger'dan norveçin büyük şehirlerine feribot seferleride var.Bergen'e falan gidilebilir.

Şehirden genel fotoğraflarla bitiriyorum:






  Şehirde ingilizce sıkıntısı yok ülke genelinde olduğu gibi.Şehrin %35'i üniversite mezunu zaten(ülke geneli %25 falan).

 Bunlar dışında şehirde gezilebilecek birkaç yerde var.Şehir dışında ise denize girilebilir(plaj var evet),olmadi dağ tepe tırmanılıp,fiyordlarla takılınabilir.

 Stavangerdan avrupanın çogu yerine ucuz uçakta mevcut -litvanyadan bile var-.Gidilmezse çok bişey kaybetmezsiniz ama ben sevdim şimdi ne yalan söyliyim.

 Normal şartlar altında buradan sonra bergen ve oslo'yu yazmam gerekiyodu,ama daha öncede dedigim gibi,bergende dışarı çıkamadım,osloda sabah 8-akşam 5 gezilebilecek kadar ufak değildi.

 Böylece Stavanger'la birlikte 2.kontratımıda bitirip kürkçü dükkanına geri dönüyorum.Ama yapilicak çok şey var tabe.

Alesund-Norveç

Açık konuşayım,Alesund'dan  hiçbişey anlamadım.Sebebi ise geldiğimizde pazar günü olması ve heryerin -evet heryerin- kapalı olmasıydı.

 Şehir ölüydü yani.Sokakta gemi ahalisinden başka kimse yoktu diyebilirim.

Alesund'un mimarisi norveçin geri kalanından farklı.Norveçin önemli mobilya üreticilerinden ve ülkenin en önemli balıkçı filosuna sahip bir şehir.

 Şehirde görülecek şeylere gelirsek:
-eeee,bişey yok aslında.

 Bir tane kilise var,birde şehre tepeden bakabileceğiniz bir tepe,başkada bişey yok.Bide deli gibi heykel var,anlamadım neden.
 Şehrin ortasında bide kanal var.

 Kilise şu:

Norveç fiyord cruise'unda gemiye 3 tane ayri türk grup gelmişti.1 tanesiyle samimi olmuştum.İngilizce bilmedikleri için,bende sürekli mağazalarda olduğum için deli gibi alışveriş yapiyolardi.Chp antalya milletvekiline falan mal sattık yani.

Bu gruplardan biriyle dışarı çıktım.Çok kastık ama görülecek neresi var diye,sonunda akvaryum bulduk bi tane.


  Seattle'daki akvaryumdan sonra çok matah bi yer değildi valla.Ama gemi personeline beleş.

Akvaryumdan sonra şehri keşfe çıktık.İlk durak olarak tepeye çıkıverdik.Manzara gayet güzel:


  Kanal bölgesi:

 Alesund'un bir özelliğide,naziler norveçi işgal ettiğinde,birleşik krallık buraya özel birlikler göndermiş iskoçyadan.Bu birlikler balıkçı tekneleri vs. kullanarak kıyıda ve şehrin içinde sürüyle görev bitirmiş.Buna da *shetland bus* deniyor.
 Adamlar bunun anıtını dikmiş.
  Şehirden genel görüntüler şu şekilde:












 Şehrin bi olayını görmedim açıkçası,mimari biraz değişik o kadar,bide ara sokaklar vs güzel(zaten el kadar mekan).Bunun en büyük nedeni pazar günü gelmemiz olabilir ama.

 Bişey yok yani Alesund'da.

Sonraki durak Norveçin en büyük 4.şehriydi.

26 Kasım 2012 Pazartesi

Olden-Norveç

 Eveeeet,norveç fiyordları Cruise'una başladık.İlk liman ise 250 nüfuslu bir köy olan Olden,Stryn adli bir komüne bağlı..Şansımıza burada hava açıktı diğer fiyordların aksine.

 Olden popüler bir durak aslında gemiler için.Her sene 50-70 arasında gemi uğruyor -ki liman bölgesi sadece 1 gemiyi alacak kapasitede-.

 Burada yapılacak tek şey bisiklet kiralayip boyuna sürmek.Zaten manzara+temiz havayi alınca yorulmuyorsunuz.


Bölgenin haritasi şu şekilde:
 İlk önce stryn'a doğru gittim.Ama baya uzak olduğundan dolayı 20 dakika sonra gerisin geri döndüm.

 Hayatımda gördüğüm en tatlı evde burdaydı:



  Bir aile çocukları için ufacık bir ev yapmış,çevresinde troller falan var.İnanılmaz şirin bişey.

Köyden birkaç görüntü:


 Liman bölgesine gelince sloven kankam Urskayı gördüm,bisikleti gördü,*bekle bende gelicem* diyince,gidiverdik.Asıl olay haritada gözüken göle ve 25 km uzakta bulunan buzula gitmekti aslında.

  Oldende bir tane kilise mevcut:


 Kilisenin bi olayı yok aslında söyleyeyim
  Diğer köylerde de gördüğüm bi olay var burda.Çok tatlı posta kutuları yapiyo adamlar.Birkaç örnek:

 4-5 saat sürekli bisiklet kullandık ve hiçbi şekilde yorulmadım.Bu da ilk defa oldu aslında.Havanın temiz olması bambaşka bişey.

 Köyün biraz dışında ufak bir alışveriş merkezi mevcut.
 Thorla Odin reyizi unutmamışlar.Trolde mevcut.

Bir süre sonra yolda kimseyi görmeyince anladık ki hakkaten uzaklaşmışız.Belli oluyo zannedersem şurdan:

 Manzara hakkaten güzel,göle gelirken şöyle kareler çıktı:

















 Norveçte her türlü su birikintisinden su içilebiliyo onuda söyleyeyim.
Durup durup Urskanın *hakkaten slovenyaya benziyo dağ tepe hariç* demesi bünyede dumur etkisi yarattı tabi.
 3 saat sonra göle varmıştık:







 Göle vardığımızda geminin kalkmasına 3 saat falan vardi,tıpış tıpış geri döndük.

Olden ve çevresi hakkında söylenecek fazla bişey yok.Şimdiye kadar gördüğüm açık ara en güzel yer kendisi(doğa vs. açısından tabi).Sırf burası için cruise'a katılınabilir.

 Görmeyen çok şey kaybeder,nokta.

Oldenden sonra aslında ünlü geiranger fiyorduna+birkaç yere daha gittik ama daha öncede söylediğim gibi oralarda dışarı çıkmadım.Hava bok gibiydi çünkü.

 Sonraki limanlar artık norveçin *büyük* şehirleriydi.
İstikamet Alesund >>