6 Ekim 2016 Perşembe

Anglosakson İngilizcesi ve söylenenlerin asıl anlamları

 Başlık hafif mantıksız ama burada Anglosakson kökenli insanların -yani Kanada,ABD ve (d)ingiltere.Avustralya ve Yeni Zelanda hariç- genelde kullandıkları kelimeler/kalıplar/cümleler ve aslen ne anlama geldiğini incelicez.Uzun bi yazı olabilir.

 Şimdi bu ülkelerdeki en önemli şey *politically correct* olmaktır.Yani politik doğruculuk.Bu muhabbeti anakara avrupasında çok görmedim(mesela fransa).
 Kastettiğim politikacılar değil,standart insanlar ve ülkenin kültürüdür.

 Bilindiği üzere Anglosakson kökenli ülkeler(ABD bir nebze hariç,isyan etmiştir çünkü 'd'ingiltereye) arasında ciddi benzerlikler görülür.Adamların yönetim sistemi,*kraliçe*si,hatta meclisinin şekli bile aynı lan.Elin (d)ingiliz prensesi Kanadaya gidiyor,bütün Kanadalılar sokakta.Sapık mısınız olm siz?
 Ya Fiji dolarında bile (d)ingiliz kraliçesi var,bokunu çıkarmışsınız.FİJİ YA FİJİ.nerde olduğunu bilen 10 kişi yoktur Türkiyede.

 (D)ingilizler genelde 1 senelerini ayırıp,Avustralyaya gidiyor mesela.Hac misali.

 Hatta bi ara bu ülkeler arasında serbest geçiş anlaşması bile düşünülmüştü de,hükümetler *bize öyle bi bilgi gelmedi* diyince rafa kalkmıştı.
 Aslında ABD buna çok dahil değil tarihi itibariyle.Sonuçta (d)ingilizlere isyan edip bağımsızlığını kazanmış bir ülkeden bahsediyoruz.Kanada gibi *agghbi bi bağımsız yapsana bizi* diye değil.E buna göre sistemi falan değişiyor,lakin bazı konularda benzerlikler var ki,bunu da genel olarak anglosakson kökenine bağlıyorum.Bkz. WASP.

 Politik doğruculuğa geri dönersek;
Politik doğruculuk en en en nefret ettiğim şeylerden birisidir ve dünyaya herhangi bir yararının olduğunu görmedim.Yani göte *göt* demekten korkmaktır aslında politik doğruculuk.Özellikle Kanadalılarda baya var.
 Örnekler:
-O *zenci* değil,*african american*.Mal mısınız,adam siyahi lan işte,bildiğin zenci.Asyalılara neden asyalı denilir de(asian american diyin mesela?),zencilere genelde zenci denmez amarigada hep merak etmişimdir.
 Ki bütün zenciler afrikadan da değil şimdi.Bunun karayiplisi var,fransız kökenlisi var,var oğlu var.
-Tuvalete *tuvalet* diyememek.Genelde söylenenler:
 Restroom:Yani dinlenme odası.Neye dinleniyosun lan,çatır çatır sıçıcan işte.
 Washroom:Yıkanma odası.Nereni yıkıyosun kardeş,taharet yok bi kere.
 Bathroom:Yani banyo odası.Oha artık?
 Loo:(D)ingilizler der bunu.
 Ladies/Gentlemen's Room:Yani kadın/erkek odası.Naapcanız,kravat mı değiştireceksiniz?

Tuvalet lan işte.Nereye sıçacaklar sorusunun cevabı.Tuvalet de gitsin olm,salak mısınız?
 Gereksiz nezaket bunlar.

 Excuse me:
Geldik anglosakson ingilizcesinin yapıtaşlarından birisine.Standart birisi bunu günde rahat 150 kez kullanır.Topluluk içinde birisine parmağının ucuyla bile değmek,gereğinden fazla yakın durmak(bkz.kişisel alan),yol istemek vs vs.
 %99.9'u için otomatiktir bu laf,öyle *yaaa çok nazik* diye düşünmeyin yani.
Bazen sinirli bir ses tonuyla da söylenebilir.

 Sorry:
Bu da ikincisi.Bir (d)ingiliz bunu günde 550 kez kullanır(küsüratlı sayı vereyim).Çok değişik anlamları olabilir.Ben en az 10 anlam keşfettim.
 Yani gerektiğinde *fuck off* bile *sorry* diyerek ima edilebilir.(D)ingilizler bu kadar söylemek istediklerini suratınıza söyleyebilen bir millettir işte.

 Tabi ki *excuse me* gibi otomatik söylenir,*kibar* olalım diye.*Lan mal mısınız otomatik söyleyince kibar olmuyosunuz,sahte oluyosunuz* diyince anlamazlar,kafa almaz yani.
 Aynı bizim dinciler gibi.

 ABD'de Trump'in bu kadar popüler olmasının sebeplerinden en önemlisidir politik doğrucu olmaması mesela.Adam *göte* göt diyor,destek alıyor.Söylediğinin içeriği çok önemli değil yani.

 I appreciate it:
Amerikalıların favori cümlelerinden.İlk başta *aaa ne güzel,iyi iş yapmışım ki öyle dedi* diye düşünürken,gerçek tabi kısa sürede 150 km hızla vurdu bana.Anlam olarak *takdir etmek* tarzı birşeydir aslında.Yalan dolan otomatik cümlelerden bir tanesi bu.Bazı durumlarda cümlenin başında kullanıldığında,sonraki cümlenin olumsuz olacağını da gösterebilir.
 Mesela bir müşterime sevdiği parça için ekstra indirim aldığımda,kendisi cümleye *I appreciate it ...* diye başladığından anladım ki almayacak -ki almadı-.

 But:
Türkçeyle aynı anlam.Bir cümlede *ama* var ise *ama*'dan önce söylenen cümlecik geçersizdir.Örnek:
 *Ben seni seviyorum ama xxxx*. Yani sevmiyorsun,geç bu işleri.

 I'll think about it:
Özellikle işim itibariyle çok duyduğum bir cümle.Trde bile bu kadar söylendiğini hatırlamıyorum.
Cümlenin mantıksızlığı efsane;*düşünüyorum* anlamına geliyor ve cruise'un son günü bile bunu söyleyebiliyorlar.Salak mısınız yoksa düşünme yetiniz mi yok?
 Asıl anlamı şu;yapmayacaklar.
Yani bir ürün gösterdiniz,bu lafı dediyse %99.9 almayacak.Birşey kafasına takılmıştır ve *kibar* olduğu için söylemek istemez.Genelde de bu fiyattır.
 Ya da *panpa akşam maça gidelim* tarzı bişey dediniz,bu cevabı aldıysanız,geçmiş ola.
Örnekler çoğaltılabilir.

 Hey,you alright?
(D)ingilizler bunu baya kullanır(ekonomik açıdan altta olanlar genelde).Yani *whats up*'in (d)ingiliz versiyonu.İğrenç aksanlarıyla tamamlarlar,hayattan soğursunuz.

 How are you?
Amarigalılar çok kullanır.Bazen selam vermezler,direk bu soruyu sorarlar.Asıl anlam sizin nasıl olduğunuz öğrenmek falan değildir(sallamaz da zaten).Öylesine sorulur bu soru.Kendince *kibar* olmuştur,politik doğruculuğunu tamamlamıştır.

 How it's going?
Yine (d)ingiliz sorularından.Bunu amarigalılar üstünde denedim,çoğunluğu anlamadı bile,ondan (d)ingiliz diyorum.Standart *naapiyonuz qanqa* sorusu.

 We need to talk
Boku yediniz.Patron arar bunu söyler,sevgili falan arar,yine bunu söyler.Gizli anlamı şu;ağzına sıçıcam ama diplomatik yolla sıçıcam,anlamıcaksın bile.

 With all due respect
Yani götünüzü yalıyorum.Ama'yla benzer anlamı var,yani anlamsız.

Yani diyorum ki,söylenen kelimeleri/cümleleri direk Türkçeye çevirmeyin.Söylenmek istenen baya farklı olabiliyor.
 Duruma göre(ve aklıma daha fazla gelirse) bu başlığı güncellicem tabi.


3 yorum:

  1. Dayı sen restroom, washroom, bathroom kelimelerinin farkını çok yanlış anlamışsın :D

    Washroom dediğin şey "umumî tuvalet" anlamına gelir. Yani herkese açık, herkesin kullandığı, umuma açık tuvaletler. Sen kendi evindeki tuvalete "washroom" kelimesini kullanamazsın. Yıkanma odası anlamına gelmesinin de neresi gariptir çözemedim. Tuvalet illa ki boşaltım yapılan yer değildir, insanlar elini yıkar, aynaya bakıp saçını düzeltir, yüzünü veya dişini yıkar vs vs.

    Restroom dediğin şey de washroom ile hemen hemen aynı şeydir fakat washroom dediğin şey biraz daha büyük olur genelde. Hani bizim ülkemizde giriş için 50 kuruş veya 1 lira istenen umumi tuvaletler vardır ya, işte onlara washroom dersin ama mesela film izlemeye gittiğin bir sinemadaki tuvalete, veya okulunda ders arasında gittiğin tuvalete restroom dersin.

    Bathroom ise bildiğin evdeki tuvalet. Evdeki tuvaletlerde genelde banyo da bulunur, banyo ile tuvalet aynı odadadır. Fakat Amerika'da bathroom kelimesi umumi tuvaletlerde de arada kullanılabilmektedir. Bunun nedenini ben de bilmiyorum ya neyse :D

    "Toilet de gitsin" diyorsun da, toilet denen şey senin oturduğun klozete denir genelde. Pisuvarda işeyeceksek "I need to go to urinal" mı diyelim mesela? :D

    Son olarak bir de bu kelimelerin anlamlarına takılmadan önce kökenlerine de bakmalıydın. İngilizce kendi içerisinde Fransızca, Almanca ve Hollandaca'dan geçmiş birçok kelime barındırır. Yani "restroom demek dinlenme odası demek ne alaka ne kadar saçma" demeden önce kökenine bakmak lazım.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Valla sözlük anlamlarına bakmadım.
      Gemideyken her ülkeden gelen insan farklı bir kelime kullanıyordu.Gittikleri tuvalet aynı ama.
      Elin almanı toilet diyor,ingiliz *washroom* diyor,amerikalı *restroom* diyor,falan filan.
      Bu tecrübeleri baz alarak yazdım.
      Açıkçası zaten standart bir amerikalının bu kelimelerin sözlük anlamını bilmediğine eminim.

      Sil
  2. ADAMSIN BAŞGANIM
    HOW IS IT GOINGDİR O BAŞGANIM

    YanıtlaSil